Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

#21mayıs1864 #çerkessürgünü

4 hafta önce
9 izlenme
Favorilerime Ekle
Favorilerimden Çıkar
Lütfen bekleyiniz...
Geniş Ekran Dar Ekran
Reklam 1 saniye sonra kapanacak.
Reklam
Reklamı Geç

#21mayıs1864 #çerkessürgünü #circassiangenocide

Toprak yağmur kokuyordu.

Muhacirleri karşı kıyıya taşıyan Laz tekneleri kırk kişi alabiliyordu. Görevliler bir, iki, üç, dört, kırka kadar sayıyor ve saydıkları insanları sırası gelen tekneye alıyorlardı. Toprağın yağmur koktuğu o akşam vakti Rus zabitini eli bilmem kaçıncı defa insanları işaret etti ve “kırk” dedi. En fazla yirmisinde olduğu halde yüz yaşındaki bir ninenin yüz ifadesiyle bekleşen bir kızcağıza denk gelmişti kırkıncılık. Günlerdir gözyaşı dökmekten kıpkırmızı olmuş gözlerin kendisini işaret eden Rus zabitine çevirip ne olduğunu anlamak isterken üç dört asker iteklemişti onu sayılan diğer insanların arasına. Kız bağırıyor, feryat ediyor, ailesinden koparıldığını söylüyor ama derdini hiç kimseye anlatamıyordu. Ne subaylar anlıyordu Çerkesçe’yi ne da Laz gemiciler. Gemiye bindirilecek insanların seçiminde her seferde bu tür olayların olmasına alışkındı limandakiler. Her seferinde birileri feryat figan ederek kopardı kıyıda kalanlardan. Tekneler bir sülaleyi alacak kadar büyük değil, hem bu işle uğraşılamayacak kadar çok insan bekliyor kıyıda. Bu hazin ayrılığı görmeye dayanamayanlar gözlerini kapatıyor, biraz sonra aynı felaket onların da başına gelir. Aileler parçalanır, kardeşlerden biri tekneye biner, diğeri kıyıda kalır. Eşlerden biri bir tekneye biner, diğer bir başkasına. Evlatlar analardan, sevdalılar birbirinden ayrılır. Bir yüreğin yarısı kıyıda kalır, yarısı denize açılır.

– Hepiniz aynı yere gidiyorsunuz. İstanbul’a vardığınızda birbirinizi bulursunuz, diyor kimileri.

Bu İstanbul nasıl bir yer? Bu kadar insanı alacak kadar büyük mü? Yoksa dalları yerde, kökleri gökte olan Tuba ağacı orada mı?

Yine aynı yürek parçalayıcı olay oluyordu. Sayılan kırk kişi tekneye itilirken gruptaki o genç kız çığlıklar atarak kıyıda kalan akrabalarının yanına gitmek istediğin söylüyordu. Kim bilir kaç zamandır karnını doyuracak bir şeyler yiyememiş, zarif yapılı, ince, uzun, elbiseleri yırtık bir Çerkes kızıydı bu.

Çerkesçe bağırıyor, kedisin tutan kollardan kurtulup kopartıldığı kardeşlerini yanına gitmek için çırpınıyordu. Limanda bir kıpırdanma oldu. iki üç genç kız kalabalığı yararak Rus zabitin yanına gidip tekneye bindirilen kızı işaret ederek ağlamaya, bir şeyler anlatmaya başlamışlardı. Dillerinde merhamet kelimesi olmayan Rus askerleri itekledi onları. Ağlayarak yakalarına sarılan solgun yüzlü kadınlardan ve çocuklardan bıkmışlardı. Sayılan kırk kişi apar topar bindirildi tekneye ve Rus zabitinin eli bir başka tekneye doldurulacak kırk kişiyi saymak üzere kalktı.

Ayrılık dedikleri ölümden beter. İnsanın tanıdığı, bildiği, sevdiği şeylerin tümünden birden ayrılması ise adı konmamış bir azap çeşidi. Tekneye alınan kızcağız bu azapla kıvranıyordu. Akşamın laciverdinde çınlıyordu korkunç feryadı. Onun çığlığında koca bir mazlum milletin yürek acısı yankılanıyordu barut kokan dağlarda. Ay’ın denize düşen görüntüsünde o çığlık vardı. yüreklerde o çığlık… Gözlerinden, görecekleri bir başka felaket için sakladıkları son gözyaşını döküyordu kıyıdakiler. Yüzler ümitsiz, yüzler korkulu… Ay ışığı o akşamın dehşetine. Bir de teknedekiler için kıyıdan uzanan bir zayıf el.

Çekilen çilenin tümü için, yer yüzünden adı silinen koca bir millet için bir kez daha yankılandı o çığlık. Tekneye zorla bindirilen o bahtsız kız güverteye çıkmıştı. Belki o da birçoklarının yaptığı gibi kendini suyun soğuk ve karanlık kucağına bırakacaktı.

– Kardeşlerim, diye inledi. Ay’a bakın, çünkü ben nerede olursam olayım Ay’ın dolunay olduğu vakitlerde Ay’a bakıyor olacağım. Siz de nereye giderseniz gidin dolunaylı gecelerde Ay’a bakıp beni hatırlayın.

Kızın sesi kıyıda bekleşenlerin hıçkırıkları arasında boğuldu. Tekne gece karanlığında daha koyu bir renge bürünen denizde yavaş yavaş hareket etmeye, ardında ince bir iz ve bir sürü gözyaşı bırakarak ağır ağır kıyıdan uzaklaşmaya başladı.

çerkes sürgünü,
çerkes soykırımı,
çerkez sürgün ve soykırımı,
circassian exile,
circassian genocide,
adiga exile,
adiga genocide,
kavkaz genocide,
21 mayıs 1864,
21 may 1864

Reklam
BU VİDEOYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.